İŞ’TE ÇÖZÜM: WELLBEING (ESENLİK) UYGULAMALARI

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre wellness; kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak “iyi” olma halidir. Bu doğrultu da kavramın İngilizce karşılığı olan ‘’corporate wellness – well being’’in en sade ve temel tanımını da, ‘’çalışanlar ve çalışma alanları için fiziksel ve psikolojik boyutlarda en sağlıklı ve ideal ortamı oluşturma çalışmaları’’ şeklinde yapılabilir. İnsan kaynaklarının, artık personel ve bordro işlemlerinden öte ve çalışanları iş gücü kaynağından ziyade gelişime açık potansiyel ‘’insan kaynakları’’ olarak görmesiyle birlikte, çalışan bağlılık ve motivasyonunu artıracak çalışmalar alanında da hem nitelik hem de nicelik olarak literatür artışı yaşanmaktadır.

Kurumsal wellness de bu çalışmalardan birisi olarak profesyonel hayatlarımızda yerini almaktadır. Yapılan uluslararası araştırmalar, bu tür çalışmaların kurum içerisinde pozitif atmosferi artırıp üretkenliği etkilediğini gösterirken; ortamdan kaçınma ya da sağlık sorunu temelli işe gelmeme durumlarında da iyileştirmeler yaşandığını göstermiştir. Ayrıca kurumsal wellness çalışmalarına bütçe ayıran kurumların,  çalışanların sağlıkları ve sağlık sigortalarıyla ilgili yapılan maliyetlerde, hastalık ve rapor nedeniyle işe gelemeyen çalışanlar ve genel işgücü kaybında önemli bir oranda azalma olduğu da yine aynı araştırmalarda ifade edilmiştir. Yani bu çalışmayla amaçlanan nokta, kurumlar için kısa vadede ekstra bir maliyet kalemi olarak görülen ancak uzun vadede çalışan sağlık harcamalarında ve iş günü kayıplarında azalmaya yol açan destekleyici uygulamalar hakkında önce ortak bir bilinç oluşturmak, ardından ise kurumun genel resmine uygun programlar düzenlemektir.

Peki nedir zinde olma hali? Zinde olmanın iki boyutu mevcuttur: fiziksel zindelik ve ruhsal/zihinsel zindelik. Fiziksel zindeliğe sahip olmanın yolu herkesin tahmin edebileceği üzere sağlıklı beslenmek, hareketli bir hayat, sigara ve alkol kullanımından kaçınma, ergonomik bir çalışma alanı yaratmaktan geçer. Zihinsel/ruhsal zindeliğe ise, zihne iyi gelecek aktiviteler yaparak onu desteklemek, zararlı ve olumsuz düşünce ve ortamlardan uzaklaşarak elde edilir. Bu her iki boyutta yapılan çalışmalar sonucu kişiler, bireysel wellbeing noktasında kalmaya çalışır. Kurumlarsa, çalışanlarını bu noktalarda destekleyerek bireysel çabaların, kurumsal ölçeğe taşınmasına yardımcı olur.

“Türkiye’de kurumsal wellbeing ne durumda?” diye sorarsanız; ülkemizde küresel pazarın gereklilikleri doğrultusunda piyasadaki beyin, emek ve iş zekâsı göçünü önlemek, çalışan bağlılığını arttırmak için çalışanı eğitmekle birlikte artık bazı işverenler moral motivasyonu arttırmayı da bir hedef olarak görüyor. Son 5 yılda insan kaynakları alanında psikoloji mezunu kişilerin işe alınması da bu konuya en güzel örneklerden biridir. Şirketler bununla da yetinmeyip, çalışanlarına bireysel ya da kurumsal mentorluk hizmeti sunarak da destek olmaya çalışıyor.

 Yerel ölçekteki örneklere baktığımızda, geçtiğimiz yıllarda Arkas Holding’in, Arkas Line öncülüğünde “Kurumsal Wellness Projesi”ni hayata geçirdiğini görebiliriz. Bu proje ile çalışanlar için hareket alanı oluşturulması, merdiven kullanımının teşvik edilmesi, uzmanlar eşliğinde yoga, jimnastik, pilates gibi spor derslerinin başlatılması  ve çalışanların katılımlarını teşvik çalışmaları gerçekleştirilerek kurumsal hayatta ‘’gençleşme ve aktif olma’’ hedeflenmiştir. Görüldüğü üzere, bu tür uygulamalar yerel sınırlar içerisinde de uygulama alanı bulabilmektedir.

Ancak kurumlarda pozitif sonuçlara ulaşmak amacıyla bu çalışmalar gerçekleştirilirken yapılan bazı yaygın hatalar göze çarpmaktadır. Mesela; sorunun köküne inmemek, bu çalışmaları mesai saatlerinin hemen arkasına ekleyerek çalışanların eve daha geç ulaşmalarına sebep olmak, katılım konusunda aşırı ısrarcı davranarak çalışanları huzursuz etmek gibi. Bu tür yaygın hatalar nedeniyle hedeflenen iyi, istenmeyen şekilde sonuçlanabilir.

This Post Has 0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Back To Top